The Platform (IMDB 7.8)

The Platform, yönetmenliğini Galder Gaztelu- Urrutia’nın yaptığı İspanyol yapımı bilim kurgu, gerilim filmi. İzleyiciyi distopik bir geleceğe götüren film, her katta bir hücrenin, her hücrede iki ikişinin olduğu dikey bir hapishanede geçiyor.

The Platform, Goreng adında bir adamın sigarayı bırakmak, kitap okumak ve hapishaneden alacağı diploma için bile isteye girdiği bu bataklıkta yaşadıklarını anlatıyor.

Ivan Massaque’nin başrol oyuncusu olduğu The Platform, son günlerin en çok konuşulan filmi sanırım. 20 Mart 2020’de Netflix’de yayınlanmaya başladığından itibaren izleyen herkesin bir yorumda bulunduğu, izlemeyen herkesin ise merakla izleyeceği günü beklediği film haline geldi. İnsanlar filmle birlikte ikiye bölündü.

Beyin Yakan Film

Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce internette bulup bulabileceğim film hakkındaki birçok yorum okudum. Facebook İnstagram, Twitter, Ekşi sözlük. Hepsinde aynı karmaşa… Bir kısım çok beğenirken, diğer bir kısım filmin ne saçma olduğundan yakınıyor.

Filmin büyük anlamlar içerdiği konuşulurken bir kısım insan tarafından çok anlamsız olduğu söyleniyor. Film, tam anlamıyla beyin yakan cinsten… Hele bir final sahnesi var ki? Kimine vay canına kimine bu ne ya şimdi dedirtiyor.

Filmden elimden geldiğince spoiller vermeyeceğim. Bu yazıyı yazmak istememin en önemli sebebi ise filmi izleyenlerin derlemiş olduğum yorumları…

The Platform hakkında sosyal medya da neler mi konuşuluyor?

  • – Filmin içi boş senarist kendi senaryosunda kaybolmuş.
  • – Gayet başarılı bir film. Beğenmeyenleri eleştirmeyeceğim. Ama filme bakış açısı tamamen algı ile değişmekte.
  • – Filmin sonu rezalet ancak buraya kadar aşırı sürükleyici.
  • – Bu kadar saçma bir son daha olamazdı.
  • – Anlayanlara kült filmi tadında on numara bakış açısı ve sistem eleştirisi.
  • –  İnsanlar açgözlüdür.
  • – Eşitlik duygusunun tepeden değil içten olması gerektiği.
  • – Vicdan her zaman sorumlu tutulduğun bir kurumdur.
  • – Midesi kaldırmayacak olanlar izlemesin.
  • – Gerçek hayatın tam kendisi.
  • – Son sahnesi tamamen izleyicinin düşüncesine bırakılmış.
  • – Herkes ihtiyacı kadar yeseydi kimse aç kalmazdı.
  • – Bence 2. filmi de çekilecek, çekilmeli.
  • – Bomboş bir film.
  • – Nasıl bu kadar IMDB almış anlamıyorum.
  • – Bu filmi çok abartıyorlar.
  • – Metoforik bile olsa geleceği böyle hayal etmek korkunç.
  • – Günümüz kapitalizmini ve insan doğasını çok ince şekilde işlemiş.
  • – Diploma mevzusu şahaneydi.
  • – İnsan tabiatının acı gerçeği.

Film hakkında ben ne düşünüyorum?

Benim film hakkındaki yorumumu soracak olursanız, ben filmin etkisinden uzunca bir süre çıkamadım. Bence onca film arasında gerçekten izlenmeyi çok çok hak ediyor. Filmde bolca sembolizm var. Simgeler semboller kurallar hayatın tam kendisi. Filmin son sahnesi daha güzel bağlanamazdı. Midem bulana bulana hayranlıkla izledim. Hiyerarşik düzen içerisinde, toplumsal sınıf farklılıkları ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. sistemi eleştirme görevi ise on numara beş yıldız.

Akıllara kazınan replikleri

  • “Eğer herkes kendine yetecek kadar yeseydi yiyecekler en alt kata kadar ulaşırdı.”
  • “Üç tür insan vardır. Yukarıdakiler, aşağıdakiler ve düşenler…”
  • “Yukarıdakiler beni dinlemez; Çünkü yukarıya doğru s..m hanımefendi.”

Önce yorumları okuyorsanız eğer, mutlaka filmi izleyin derim. Eğer izleyip bu yazıyı okuyorsanız ‘ Sizin film hakkında fikriniz ne?’ aşağıya yazarsanız sevinirim.

İyi seyirler…

Latte

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: