5 Akıcı Roman

Akıcı roman önerileri aslında kolay değil. Ruh haline ve kendi ilgi alanına göre değişir ama bu romanları seveceksiniz. Evde kaldığımız şu günlerde çeşitli aktiviteler ile kendimizi oyalıyoruz. Herkes psikolojisini optimum seviyede tutmaya çalışıyor. Kitap okuyacak zamanım yok diyenler de bu kitapları sevecek. “Zamanım yok” yalanıyla kendinizi avuttunuz. Herkesin zamanı vardır, sadece öncelikleri farklıdır. Önceliğinizi kitaplara vermediniz, sosyal medyada gezmek daha cazip geldi. Şimdi kitap okumaya zamanınız var, hadi başlayın.

Özellikle romanların beynin gelişmesine ve çalışmasına yararı var. Hayal gücünü tetiklediği için beyninizin çalışmasını zorunlu kılar.  Zaten kitap okuyan sevgili okurlar siz de aşağıda beğendiğiniz romanları yazın ki hepimiz faydalanalım.

Size son zamanlarda okuduğum romanlardan bahsedeceğim. Bunun kişisel gelişim versiyonu da gelecek merak etmeyin. Hepimiz sakin kalmalı, kendimizi karantinaya aldığımız bu günlerde kendimize odaklanmalıyız. Kendimizi geliştirmeli ve bu zamanın kendimize faydalı olması için çabalamalıyız.

İşte size müthiş akıcı ve sizi farklı yerlere götürecek 5 roman.

Yaşamak – Yu Hua

Yayımlandığında ülkesinde yasaklanan bu kitabı bir solukta okuyacaksınız, müthiş akıcı. Anlatımı o kadar güçlü ki bazen boğazınızın düğümlendiğini fark edebilirsiniz. Bir hayat hikayesi okumuyor da yaşıyor gibi hissedeceksiniz. Baş kahraman olan Fugui, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatıyor. Sizi de kitaba kilitliyor.

Dorian Gray’in Portresi – Oscar Wilde

Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray’in Portresi için Oscar Wilde, ‘bir ruhun hikayesi’ demiş. Gerçekten de öyle. Dorian’ın gözünüzün önünde büyümesine şahit oluyorsunuz. 1891’de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken roman türlü sansürlemelere maruz kalmış. Bir insanın bir insana hayranca duygular beslemesini anlatıyor, bunu iki adam arasında resmettiği için de sansürleniyor. Okurken herhangi bir anlam veya duygu kaybı yaşamıyorsunuz.

Yaptıkları yüzünden kendi yüzüne bile bakamayan bir adam düşünün! Kesinlikle bu hikayeyi bilmelisiniz.

İnsancıklar – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Dostoyevski nin ilk romanı olma özelliğini taşıyan bu kitapta acıma duygusunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Elinde avucunda hiçbir şeyleri olmayan “insancıklar” ın yaşam mücadelesi boğazınızı düğümleyecek. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Zorba – Nikos Kazancakis

Ununu elemiş eleğini asmış bir adam düşünün. Yaşam konusunda herşeyi yaşamış ve belli bir olgunluğa erişmiş. Ağzından çıkan her kelime ders niteliğinde olan akıcı bir roman. Ege esintilerini hissedeceğiniz bu roman bazı sorgulamalar yapmanızı sağlarken bir hikayeyi peşinden getirir. Kitaptan küçük bir alıntı “Sen kendini özgür sanıyorsun değil mi? Senin ipin diğerlerininkinden birazcık daha uzun sadece, özgür falan değilsin.”

Gülün adı – Umberto Eco

Öncelikle kapak tasarımını çok beğendiğim ekstra akıcı, merakı sürekli canlı tutan bir roman. Çok katmanlı bu romanda, İtalya’daki bir manastırda geçen bir cinayet soruşturması anlatılıyor. Avrupa Ortaçağı ve Hristiyanlık tarihi hakkında sağlam bilgiler edinirken bir cinayeti çözmeye çalışıyorsunuz. Umberto Eco bir bilim insanı ve tüm araştırmalarının süzülmüş de bu kitaba entegre edilmiş olduğunu görüyorsunuz. Bazı Hristiyanlık tarihi kısımları çok ilgili olmayanları sıkabilir ama onlar da o kısımları atlayabilirler. Bu kalın kitabın birkaç günde nasıl bittiğine inanamayacaksınız.

İyi Okumalar

Americano

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: