abramovic

Marina Abramovic + MAI, Akış / Flux

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Akbank Sanat, dünyaca ünlü performans sanatçısı Marina Abramović’i ağırlamaya başladı. Dünyaca ünlü performans sanatçısı Marina Abramovic Türkiye’deki ilk sergisi ‘Marina Abramovic + MAI, Akış / Flux’ sergisi sanatseverlerin uzun süredir beklediği bir sergi ve Türkiye’deki ilk büyük ölçekli retrospektifi olma özelliğini taşıyor.

Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergi üç bölüme ayrıldı. Her bölüm birbirinden etkileyici ve sanatçının yaklaşık 50 senelik kariyeri boyunca ürettiği ikonik performansları gözler önüne seriyor.

26 Nisan’a kadar, 12.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek sergi, sanatçının performanslarının video ve fotoğraf dokümantasyonunun yanı sıra, açık çağrıya cevap veren ve projeye davet edilen sanatçılarla MAI ortaklığında geliştirilen canlı performanslar ve ‘Abramović Metodu’na adanan bir bölümden oluşacak.

Yaşayan bir sergi göreceksiniz

SSM’deki serginin ilk bölümünde, sanatçının yaklaşık 50 senelik kariyeri boyunca ürettiği ikonik performanslar, özel koleksiyonlar ve kurumlardan ödünç alınan eser ve dokümantasyonlar aracılığıyla sergileniyor. Sanatçının bir çok performansı size diğer bölümlere hazırlıyor.

Serginin ikinci bölümünün genç sanatçılara ait olduğu, her tür performansla uğraşan sanatçılara yapılan çağrıya yaklaşık 300 sanatçının başvurduğu büyük bir bölüm. Abramovic’in kendi seçtiği 4’ü yabancı 8’i Türk 12 sanatçı performans sergileyecek. Abramovic sanatçıların nasıl bir hazırlıktan geçtiğini de söyle anlattı.“Bu sergiye katılan genç Türk sanatçılar da böyle bir şeyi daha önce tecrübe etmemişlerdi. 8 saat boyunca müzede olacaklar. İşte bu yüzden çok orijinal işler yarattılar. Buna hazırlanmak için de İstanbul’a bir saat uzaklıktaki dağlık bir alanda bir workshop’a katıldılar. Belli bir süre burada kaldılar. Yemek yok, konuşmak yok. Bu işe hazır olabilmeleri için oldukça zor mental egzersizler yaptılar. 8 saat performans sergilemek hiç de kolay bir şey değil. O yüzden iyi eğitilmelisiniz. Dayanma gücü, azim, kararlılık ve en önemlisi iradenizin kuvvetli olması gerekiyor.Müzenin ziyarete açık olduğu saatler arasında, günde aralıksız sekiz saat olmak üzere, uzun süreli performanslar canlı olarak gerçekleştirilecek.

Serginin son bölümüyse sanatçının halka yönelik gerçekleştirdiği egzersizler doğrultusunda, ziyaretçilerin bizzat katılımıyla farklı tecrübeler yaşayacağı ‘Abramović Metodu’na ayrıldı. Abramović buradaki deneyimi “Müzeye gelen ziyaretçilerden saatlerini, telefonlarını, bilgisayarlarını onlara verilecek olan kilitli dolaplara koymalarını istiyoruz. Sonra onları mental, duygusal ve fiziksel olarak sanata hazırlayacak olan bazı egzersizler yapmalarını istiyoruz. Müzeyi bir laboratuvar, yaşayan bir sanat olarak görmenizi istiyoruz. Oraya gittiğinizde her müzede olan şeyleri, mesela duvara asılı tablolar görmeyeceksiniz, yaşayan bir sanat göreceksiniz. diye anlatıyor.

Abramovic’in, sergiyi ziyaret edeceklere söyledikleri de dikkat çekici “Gelenler açık fikirli olsunlar. İçine kapanmasın kimse. Yeni bir maceraya çıkmak için hevesli olsunlar. Daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi deneyimleyeceğinizi bilin, yeniliklere açık olun.”

Gerçekten farklı bir deneyim yaşamak için bu müzeye gidin! Gitmeden önce Abramovic’i araştırmanızı, belgeselini izlemenizi tavsiye ediyorum. Onu sevin ya da sevmeyin performans sanatının ne olduğunu öğreneceksiniz. Beden ve zihin kontrolünün kuvveti sizi sarsacak!

Marina Abramovic Kimdir?

Marina Abramović 30 Kasım 1946, Belgrad’da doğmuş. Sırp performans sanatçısıdır. 1960’larda ortaya çıkan vücut sanatı akımının (body art) önemli bir temsilcisidir.. Performansları bedenin ve zihnin sınırlarını zorlayan dayanıklılığa dayanıyor. 50 yıllık kariyerinde ölüm tehlikeleri atlatmış bir sanatçı.

Sırp performans sanatçısı Marina, 1979 yılında Rhythm 0 adını verdiği bir gösteri sergiledi. Rhythm 0, hem gösteri esnasında olanlar hem de sonuçlarının gösterdikleri sayesinde sanat tarihinin en sarsıcı performanslarından biri oldu.

Bir çok insan onu The Artist Is Present performansı ile 2010 yılında MOMA’da bir masada oturup karşısındaki ziyaretçilerle tek tek bakıştığı, hatta sürpriz biçimde Ulay’ın karşısına oturduğu bir anın videosuyla  tanıdı. 70’ler de büyük aşk yaşadığı ve beraber sanat yaptıkları Ulay ile 1988’de ayrılmaya karar verirler. Çin Seddi’nin iki ucundan birbirlerine doğru 2500 km’yi 90 günde yürür, ortada buluşurlar ve bir daha bir araya gelmemek üzere ayrılırlar. İlk karşılaşmaları da yine bir sergide olur ve bu anların videosu ile artık herkesin tanıdığı ve takip ettiği bir isim olur.

Americano

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: