Kürk Mantolu Madonna

Sebahattin Ali, toplumcu bir yazar kimliği ile karşımıza çıkan ve genellikle siyasi ve toplumsal konularda yazan bir yazardır. En bilindik kitapları, ‘Kuyucaklı Yusuf’ ve ‘Kürk Mantolu Madonna’ dır.

Kürk Mantolu Madonna ‘Kuyucaklı Yusuf’tan sonra oldukça popüler herkesin dilinde olan bir kitap haline gelmiştir. Kürk Mantolu Madonna, çok satanlar listesinde yer alan ve birçok okuyucununda beğenerek ilgiyle okuduğu bir kitaptır. Tabi bunca popülerliğin yanında eleştiren bir kesimin olması da kaçınılmazdır. Ancak kendi fikirlerimi söylemem gerekirse, beni bir solukta okuyabileceğim şekilde içine çeken bir kitap oldu. 

Sebahattin Ali bu kitabında hem ağır hem basit bir dile sahip. Bu nasıl oluyor derseniz? Bazen dili ağır olduğunu düşünseniz de öyle akıcı ilerliyor ki hikaye, bu dil sizi hiç rahatsız etmiyor. Kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmışki cümleler de akışkanlığa eşlik ediyor adeta. 

Basit ancak dokunaklı anlatımı, insanın kitapta kendine de yer bulma fırsatı veriyor. Kendisini anlamak ve düşünebilmek için zaman tanıyor. 

Kendinizden bir parça bulabilmek öylesine mümkünki kitapta. Bir anda hayalindeki seni yaratabiliyorsun beyninde okurken.

KÜRK MANTOLU MADONNA’NIN KONUSU

Romanı çok da fazla anlatmadan birkaç cümleyle söylemek gerekirse. Türk Edebiyatının önemli karakterlerinden biri olan Raif Bey’in Berlin’de katıldığı bir sanat galerisinde gördüğü Kürk Mantolu Madonna’yı yeniden görebilme umudunu ve imkansız olduğunu bile bile hayallerindeki yaşatışını ve onunla karşılaşıp aşık oluşunu anlatıyor.

Raif Bey birçok okuyucunun her ne kadar kendini bulduğu bir karakter de olsa tepkilerine de maruz kalıyor. Sessiz sakin ve içe kapanık her şeye herkese karşı kabullenişin insanıdır Raif Bey. Farklı bir ruhsal kimliğe sahiptir.

Bunu da aşağıda belirtmiş olduğum kitaptan bir cümle ile çok güzel izah etmiş. 

Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım… 

(Kürk Mantolu Madonna)

Tabi Raif Bey’in böylesi içe kapanıklığının nedenleri de gizli kalmış cümlelerle anlatılmış. Babasıyla ilgili cümlelerinde bunlara rastlamak mümkün. 

Peki diğer baş karakter ve kitabın ismini aldığı kürk mantolu Madonna? Yani Maria Puder? Onun hayatı Raif Bey’e göre daha açıktır. Daha dominant bir karaktere sahiptir. 

Berlinde yaşanılan bu aşk hikayesinin sonu ise hüzün… Devamı için kitabın tamamını okumanızı tavsiye ederim. 

İyi okumalar…

Latte

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: