Koku: Bir Katilin hikayesi…

Tutkunun, saplantının, çaresizliğin ve kendini bulma çabasının dışa vurumudur koku. 2006 yapımı olan filmin yönetmenliğini Tom Tykwer yapmıştır. Koku, Patrick Süskind’in ‘Parfume’ adlı romanından uyarlanmıştır.

Film, baştan sona kadar muhteşem bir akıcılıkta ve sembolik öğelerle kaplı çekimlerle anlatılmış. Bir katilin hikayesini konu alırken, en baştan nasıl doğduğu, neden böyle olduğu, ve sonunda nasıl tüm ülkeye hükmettiği oldukça güzel karelerle sergilenmiş.

Başrollerini Ben Whishaw, Simon Chandler, David Calder, Richard Felix, Birbit Minichmayr’nin yaptığı film, seyirciyi öylesine içine alıyor ki, izleyici, tüm kokuları hissediyor gibi buluyor kendini. Yaratıcılığın ve hayal gücünün doruklarına çıkabildiğini düşündüğüm filmlerden biri Koku.

Büyüleyici Giriş Sahnesi

Filmde olaylar, 18. yy’da Fransa’da geçer. Filmin başrol oyuncusu Jean Baptiste Grenouille, Paris’te dünyaya gelmiştir. Ancak filmin giriş sahnesi seyirciyi öylesine şaşırtıyor ki; ‘İşte film dediğin budur.’ dedirtiyor.  Jean Baptiste Grenouille, paris pazarının ortasında balık kokularının arasında annesinin rahminden çöp yığınına fırlayarak hayata gözlerini açar. Annesi diğer çocukları gibi öleceğini düşünerek Jean Baptiste Grenouille’ı da ölüme terk eder. Fakat tüm bu iğrenç kokular, ona hayat verir.

İlerleyen zamanlar Grenouille’ın koku duyusunu keşfetmesiyle çok daha ilginç bir hal alır. 5 yaşına kadar konuşamayan Jean Baptiste, kokuların ona söyledikleriyle hayatını şekillendirir. Yetimhanede büyüyen Jean Baptiste, büyüdüğünde 7 franka satılır.

Paris Pazarındaki Kız…

Filmin kendinizi kaptırdığınız sahnelerinden biri Jean Baptiste’in derileri götürmek için Paris pazarına inmesi. Buradaki baharatları, atları, peruk pudrasını, taze meyveleri, parfümlerin, kadın kokularını hissetmesini adeta yaşayacaksınız.  Ve işte her şey o anda görmüş olduğu erik sepeti taşıyan taşralı bir genç kızın kokusunu almasıyla başlar.

Hatta bu sahnede her şeyin başladığı nokta olduğunu belirtmek için semboller kullanılır. Havai fişeklerin patlaması gibi. Bu da filmin en can alıcı noktası olduğunu hissettirir.

Kızın çocuğu fark etmesi… Jean Baptiste’in ise eline gömülüp onu arzulaması…Tekrar bulduğunda ise bilinçli olarak olmasa da onu öldürüp kokusunu içine çekmesi hayattaki amacını şekillendirir. Ölümden sonra kokunun kalmadığını görünce kokuları kalıcı hale getirmek için bir şey yapmaya karar verir.

Bu süreçten sonra Parfüm dükkanında çalışan Jean Baptiste artık bir bir kadın kokularını toplamaya ve onlarla ‘varoluşun ruhu‘nu yapmaya başlar. Kendi parfümünü yaratmak için gerekli 12 kadın.. Darbe ile öldürülmüş…Soyulmuş…Saçları kesilerek esansa konulmuş…Ancak kesinlikle cinsel istismara uğramamış kadınlar…

12 kadının kokularını tamamladıktan sonra gelen tuhaf, sarhoş edici, büyüleyici şaşırtıcı sahneler…Son sahnesi de süpriz olsun.

7.5 IMDB puana sahip olan Koku dışında en iyi kitap uyarlaması diğer filmlere bakmak için buraya tıklayabilirsiniz.

İyi seyirler…

Latte

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: