0-2 Yaş İngilizce Eğitimi

Eşinize, dostunuza, çevrenize bir bakın. İçlerinden kaç tanesi okul ya da iş hayatında İngilizce dil problemi ile karşılaşmadı? Ya da siz… Şu anda eğitim hayatınızda öğrendiklerinizin ne kadarını hatırlıyorsunuz? Yabancı dile yeteneği ya da merakı olanları bir kenara ayıralım; itiraf edelim. Ne yaparsak yapalım, bu yabancı dil işi tam olarak istediğimiz gibi olmuyor, değil mi?

İşte tam da bu yüzden, birçoğumuz çocuklarda ikinci dil konusuna takmış durumda. Çocuklar ileride dil öğrenme ile ilgili bir problem yaşamasın diye bütün çabalar. “O daha bebek… Ne anlayacak? Nasıl yapacak? Çok yüklenmeyin!” demeyin. Bebekler boş bir sayfa… Siz ne yazarsanız ileride onu okursunuz.

Ninni Dinletin, Hatta Kendiniz Söyleyin

Çocuklarda en hızlı öğrenme dönemi ilk 12 aylık dönem, yani bebeklik dönemi. Bebeğiniz dünyaya gözlerini daha yeni açmıştır ve hafızası tertemizdir. Bu dönemde gördüğü, duyduğu her şeyi beyninde kodlar. 

İlk 6 aylık dönemde, çocuğunuza İngilizce şarkılar ve ninniler söyleyebilir ya da dinletebilirsiniz. Örneğin; Twinkle Twinkle Little Star, Five Little Speckled Frog, Old MacDonald had a Farm… Bu örneklere ek olarak kendiniz de “nursery rhymes” olarak arama yapıp dilediğinizi dinletebilirsiniz. Özellikle “nursery rhymes” türünün önerilmesinin sebebi bu türdeki şarkıların çocukların hafıza gelişimine katkısının kanıtlanmış olmasıdır.

Şarkı Söyleyin, Kitap Okuyun, Soru-Cevap Yapın

6 aydan sonra bebeğiniz artık bazı kelimeleri ve cümleleri anlamaya başlar; verdiğiniz komutlara yavaş yavaş cevap verir. Bu durumda artık onunla daha fazla etkileşime girmenin zamanı gelmiştir. Ortalama bir İngilizce seviyeniz varsa bebeğinizle birlikte yapacağınız aşağıdaki birkaç aktivite bebeğiniz için sadece oyundan ibaret olacakken sizin için çok şey ifade edecek.

Parmak kukla kullanarak ya da parmağınıza kaş, göz çizerek ona “Finger Family” şarkısını söyleyebilirsiniz.

Zeka kartlarından birbiriyle bağlantılı 2 kart seçip karttaki nesne, hayvan ya da eylemin adını her cümlede tekrar etmeye çalışarak, olabildiğince basit ve kısa cümlelerle bir hikâye uydurabilirsiniz. Örneğin; elinizde“top” ve “kedi” kartı var diyelim. “Look honey, this is a cat. Have you seen any cat? Cats are so cute. Do you know, I love cats. And this is a ball. Shall we play with this ball? This cat wants to play with this ball. Because cats likes to play with balls.

Tıpkı anadilimizde gayriihtiyari sorduğumuz “Burnun nerede? Gözlerin nerede? Ağzın nerede?” gibi soruları İngilizce olarak “Where is your nose? Where are your eyes? Where is your mouth?” şeklinde sorabilirsiniz. Bunu “One Little Finger ve Head, Shoulders, Knees and Toes” şarkılarından destek alarak yapabilir; sonrasında cümleleri kendinize göre uyarlayabilirsiniz.

Renkleri, Şekilleri ve Duyu Organlarını Kullanın

Bu dönemde renkler ve şekiller çok fazla dikkat çeker. Renkleri ve şekilleri kullanarak oyunlar kurabilirsiniz. Örneğin “renkli kule oyuncağı”nı kullanarak şöyle şeyler diyebilirsiniz: “Let’s put the red ring on the stick. Then, orange ring… Then, yellow ring…” Böylece onu da oyuna dahil etmiş olursunuz.

Bebeklere özel tasarlanmış kalın sayfalı ya da dokun-hisset özellikli masal ve hikaye kitaplarından yararlanabilirsiniz. Bulabiliyorsanız İngilizce olanlar daha etkili olacaktır. Bulamıyorsanız da İngilizce bilginiz ve hayal gücünüz elverdiğince bir masal ya da hikaye oluşturabilirsiniz. Siz ona masalı ya da hikayeyi tonlama yaparak anlatırken görseller bebeğinizin dikkatini daha çok çekecektir ve kelimeler görsellerin etkisiyle beyninde yer edecektir.

Bebeğinizle Bol Bol Konuşun

Bunların dışında oyun yaratmak sizin hayal gücünüze kalmış. Önemli olan, yaratacağınız tüm oyunların merkezinde ‘bebeğinizle konuşmak‘ olmalı; oyuncak değil.

Diğer önemli olan ise, çeşitli materyallerle bebeğinizin ilgisini çekip sizin yaptığınız konuşmayı sıkılmadan dinlemesini sağlamak. Bunu başarmanın 2 püf noktası var. Birincisi, bebeğinizin 5 duyu organından en az 2’sini oyuna dahil etmek. Mesela, dokun-hisset kartındaki bir görsele bakarken bir taraftan sizi dinleyip bir taraftan da ellerini görselin üzerinde gezdirirse hem görme, hem işitme hem de dokunma duyusunu kullanmış olur. İkincisi ise; şarkı söyler gibi ritmik tekrarlar kullanmak. Mesela ” This is a ball. Give me this ball ball ball” gibi. İşte bu iki nokta, bebeklerde beyin ve dil gelişimini hızlı bir şekilde harekete geçirir.

Tercih Ederseniz Video İzletin

Bebeklerde yabancı dil gelişimi için video da bir seçenektir. Bu konuda birbirlerine tamamen zıt iki ayrı görüş olsa da hayatını tamamen Türkçe konuşulan bir ortamda geçirecek olan bir çocuk için İngilizce videolar, çocuğun İngilizce duyabileceği tek kaynak olabilir. Ebeveyn gözetiminde olması ve belirli bir süre ile sınırlandırılması kaydıyla birkaç video tavsiyem olacak. Bu videolar çizgi film gibi değil de daha çok gerçek bir insanın yer aldığı videolar.

YouTube: Patty Shukla, Dream English Kids

Netflix: Word Party

Tüm bunların dışında bebeğinize:

Sabah uyandığında “Good morning honey! How are you?” demeyi,

Elini yüzünü yıkarken “Wash, wash your hands and face, hands and face” şarkısını söylemeyi,

Bezini değiştirirken “Your diaper smells like rotten cheese!! Pfff!!!” gibi şakalar yapmayı,

Yemek yedirirken kültürünüzden ödün vermeden “Do you want one more spoon?” diye sormayı,

Oyun oynarken yaptığınız şeyi tekrar edebilmesi için “Now it’s your turn.” demeyi,

Uyuturken “Good night! Sweet dreams! Don’t afraid. I’m here.” demeyi,

En önemlisi 7 gün 24 saat “I love you!” diye haykırmayı ve bu cümleyi dilinize pelesenk etmeyi unutmayın!

Mocha

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: