İsviçre’de Bir Göl: Caumasee

Kendinizi bir masalın içindeymiş gibi hissetmek ister misiniz? O zaman benimle gelin. İsviçre’de, Graubünden kantonunda bulunan göllerden birine, Caumasee Gölü’ne doğru küçük bir yolculuğa çıkıyoruz.

Fransızcada Grigons, İtalyancada Grigioni, Romanşçada Grishun adıyla bilinen Graubünden; İsviçre’nin yüzölçümü en geniş kantonu ama coğrafyasından dolayı en seyrek yerleşim alanına sahip. Daha çok dağ ve yaylalardan oluşuyor. İçerisinde toplam 645 göl, 1000’e yakın dağ ve 150 vadi bulunuyor.

Graubünden’in bu kadar çok farklı isminin olmasının sebebi, İsviçre’nin tek 3 dilli kantonu olması. Bu yüzden bünyesinde kültürel çeşitliliği de barındırıyor.

İçerisinde saymakla bitmeyecek görmeye değer yeri var. Hem yerli hem de yabancı ziyaretçisi fazla. Başkenti Chur’da bulunan kayak ve snowboard alanları; UNESCO Kültürel Dünya Mirası Listesi’nde yer alan olağanüstü demiryolu manzarasına sahip Albula ve Bernina hatları; avlusunun çevresindeki sular nedeniyle küçük bir kasaba gibi görünen Chur Katedrali; evinden yemeklerine kadar her şeyin masala ve kahramanına birebir uydurulduğu Heidiland yani Heidi’nin Köyü ve dahası…

Tüm bunların içinde beni en çok etkileyen yerlerden biri de Caumasee Gölü oldu.

Caumasee Gölü,

Caumasee Gölü, Flims’e yarım saat yürüme mesafesinde. İsviçre’nin pek fazla bilinmeyen, gizli kalmış güzelliklerinden biri…

Göle ulaşmak için inanılmaz bir yeşilliğin içinden geçiyorsunuz. Bisiklet harici bir aracın girmediği, yer yer engebeli, ağaçlarından arasından akıp giden bu yürüyüş yolunda ilerlerken kendinizi bir film sahnesinin tam içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Yolun sonuna yaklaştıkça göl manzarası önünüzde belirmeye başlıyor. Gölün biraz turkuaz biraz zümrüt yeşili rengini görünce heyecanlanmadan edemiyorsunuz.

Göle inmek için bir asansör kullanmanız gerekiyor. Çok kısa ama çok dik olan yamaçtan inerken öyle bir göl manzarasıyla karşılaşıyorsunuz ki o asansör yolculuğu hiç bitmesin istiyorsunuz.

Asansörden indiğinizde önünüze göl alanına giriş kapısı çıkıyor. Bu kısma girişler ücretli. İçeri girmeden çevresinde yürüyüş yapabileceğiniz gibi giriş ücretini ödeyip gölün tadını da çıkarabilirsiniz.

Kış sezonunda giderseniz karların arasında donmuş göl manzarasının tadını çıkarabilir; yaz sezonunda giderseniz gölde yüzebilir, plaj voleybolu oynayabilir, kıyıda kitap okuyabilirsiniz. Veya bir sandal ya da deniz bisikleti kiralayıp gölde kısa bir tura çıkabilirsiniz. Yemek yemek ya da bir şeyler içmek için İsviçre’ye özgü menüleri olan restorana uğrayabilirsiniz. Dış kısmında olduğu gibi gölün iç kısmında da yaklaşık 1 saat sürecek bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Yukarıdakilerden hangisini yaparsanız yapın unutmamanız gereken tek şey fotoğraf makineniz olsun! 🙂

İyi gezmeler! 🙂

Mocha

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: