Pinokyo-küçük lord-küçük prenses

Çocuk Kitaplarındaki İdeal Figür

Küçük Lord 

Küçük Lord, Frances Burnet tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, idealize erkek çocuk figürünün en belirgin örneklerinden birini taşır. Kitabın başrolünde “Cedric” adında bir erkek çocuğu bulunmaktadır. Cedric, soylu bir aileden gelmektedir. Dedesi yıllar önce Amerikalı bir kadın ile evlendiği için oğlunu evlatlıktan reddetmiştir. Tam bir kitap kurdu olan Cedric, çoğunlukla yetişkin kitapları okur. Ayrıca en büyük özelliği herkese gülümseyerek yaklaşması ve herkesin kalbini kazanmasıdır. Babasız büyümek zorunda kalan Cedric için yeni hayatın kapıları İngiltere’den, dedesinden gelen bir haber ile açılır. Dedesi Cedric’i bir ‘lord’ olarak yetiştirmek ister. Bu nedenle annesi ile birlikte İngiltere’ye giderler. Tüm yaşananlara rağmen bu teklife asla karşı koymazlar ve durumu kabul ederler. 

Orta çağ ve altın çağın ideal erkek çocuk modelini yansıtır aslında Cedric. Böylesine sıcakkanlı, herkesle ilişkisi iyi olan Cedric öyle ki acımasız dedesini bile insancıl ve sevgi dolu bir adam haline getirir.

Tüm bu süreç, erkek çocuğunun sıkıntılara katlanması gerektiğini; ancak bunun sonunda egemenliğe ulaşabileceğini anlatıyor. Soyluluk kan bağında değil davranışlardadır. Her ne kadar Cedric de kan bağı ile soylu olsa da onu asıl soylu yapan kesinlikle davranışlarıdır. Bu da, dönem şartlarında burjuvazinin aristokrasiye olan üstünlüğünü gösterir.

Küçük Prenses

Küçük Prenses aslında tam olarak Küçük Lord kitabının ideal kız çocuk figürüne uyarlanması için yazılmış bir eserdir. Bu kitap da aynı şekilde Frances Burnett tarafından yazılmıştır. Kitapta Sara adında bir kızın hayatı anlatılıyor. Sara’nın annesi kızını doğururken ölmüştür. Annesiz büyüyen bir kızı anlatan yazar aslında her iki eserinde de çocukların anne ya da babasını öldürerek onlara kendilerini özgürleştirme olanağı tanımıştır. Ölmemiş olsalardı karakterleri onlarla özdeşleştirmek zorunda kalacaktık ve yazar istediği mesajı veremeyecekti. 

Sara yüzbaşı babasıyla birlikte yaşamaktadır. Cedric gibi o da yetişkin kitapları okur, büyüklerin dünyasıyla ilgilenir. Dönemin ideal kız figürünü yansıttığı için de akıllı, sevecen iyi kalpli, alçakgönüllü, yardımsever, eli açık, küçükleri koruyan, sevgi dolu bir kızdı. Güçlüdür; çünkü öfkesini kontrol edebilir, sakin ve emin tepkiler vermeyi zor da olsa başarabilir.

Sara, yatılı okulda eğitim görmektedir. Buradaki okulun müdiresi bayan Minchin bir nevi kızın üvey annesi gibidir. Yine yatılı okuldan arkadaşı Ermengarde ise Sara’ya hayrandır. Çünkü Sara gibi özgür değildir. Aslında yaşamak istediği olağan çocuk figürünü yaşamakta kısıtlanıyordur. Sara’ya babası 11.yaş gününde bir bebek göndermiş, Sara da bu bebeğe Emilly adını koymuştur.

Sara’nın hayatı birden değişir.

Sara’ya bir gün bir haber gelir. Zengin olan babasının iflas ettiği ve öldüğü söylenir. Bu haberi aldığında da yine ideal çocuk olarak öfkelenmez, ağlamaz, tepki vermez. Çenesinin titremesine engel olamadan gizlice Emilly’e sarılır. O da Cedric gibi olaylara olabildiğince soğukkanlılıkla karşılık verebilme yeteneğine sahiptir. Hatta müdire ona, okul parası ödenmediği için hizmetçi gibi çalışması gerektiğini ve diğer hizmetçi kız ile birlikte tavan arasında yatması gerektiğini söylediğinde bile tepki göstermez.

Okullarının yanına Hintli bir genç taşınır ve bu genç babasının aslında ortağıdır ve bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek için Sara’yı aramaktadır. Sarayı bulur ve bir yanlış anlaşılma olduğunu ve babasının aslında iflas etmediğini söyleyerek ona mirasını verir. Ve Sara yine eskisi gibi zengin ve mutlu bir hayata başlar. 

Bu mutlu son da yine burjuva dünya görüşünün çizdiği idealize figürün aristokrasiye zaferidir

Pinokyo

1883 yılında Collodi tarafından kaleme alınan eser, gerçeklik ile gerçek dışı olayları birleştirerek tek bir kalıpta vermeye çalışmıştır. Pinokyo aslında marangoz Gepetto’nun yaptığı bir kukladır. Kitapta iyilik perisi, harika ülkeler ve insan gibi konuşabilen hayvanlar bulunmaktadır. Pinokyo’nun bir gün Gepetto’nun yanından ayrılıp çıktığı yolculuğu burada karşılaştığı hayvanlarla olan diyaloglarını anlatmaktadır. Aslında yazar, bir çocuğun, ahlaki vicdanını yansıtmaktadır.

Pinokyo’nun ilk karşılaştığı hayvan cırcır böceği olur. Ve böcek ona ‘Buralarda başı boş gezersen mahvolursun’ der. Aslında buradaki konu çocuğun ailesi tarafından eğitim konusundaki baskılamasının dışa vurumudur. Çocuk oyuna eğilimlidir. İç sesi cırcır böceğine yansıtılmıştır. Pinokyo, cırcır böceğinin söylediğine kızarak onu öldürür. Sonrasında aç kalır ve ateşin başında uyuyakalınca ayaklarını kaybeder. Böylece cırcır böceğini öldürdüğü için cezalandırılmış olur.

Evine döndüğünde babasına bir daha yapmayacağına dair söz verir. Pinokyo yine bir gün okula giderken bir kukla gösterisi görür ve son parasını oraya verir. Kuklacıbaşı ona acır ve altın verir. Pinokyo ise altını babası Gepetto’ya götürürken tilki ve kör kedi ile karşılaşır.  Burada ise tilki ve kedi aslında herkese güvenilmeyeceğini gösteren iki semboldür. Pinokyo onlara güvenerek yine hata yapmıştır ve bunun bedelini ise ağaca asılı kalarak öder. Ama iyi kalpli peri gelip onu kurtarır. Çünkü Pinokyo çok pişman olmuştur. Ancak tilki ve kedi yine onu yakalar ve altınını çalar. Pinokyo bu nedenle hapse girer. Burada gardiyan ile arasında geçen bazı konuşmalarda yazarın, suçluların ödüllendirildiği ancak güçsüz küçük adamın ezildiği bir toplum yapısına yönelik bir eleştiri yaptığını görürüz. Gardiyanın onu diğer insanlardan ayrı tuttuğu, aslında herkesin eşit olması gerektiği vurgulanır. Hapishaneden çıktığında ise geceyi geçirmek için girdiği kümeste tavuk hırsızı zannedilip bağlanır. Bir kaç fare gelip iplerini kemirerek Pinokyo’yu kurtarır. Ormana giden Pinokyo’ya orman perisi bir müjde verir ve der ki ‘İyi bir çocuk olduğun zaman insan olacaksın.’

İdeal Çocuk Devrede

Böylelikle artık hedefle birlikte yöntem de belirlenmiştir. Tam da burada anlatılmak istenen, büyüklerin sözünü dinlemek, çalışkan bir öğrenci olmak, okula gitmek, meslek, sanat yada iş seçmektir.

Ormanda karşılaştığı bir sincap ona ‘eşek hastalığına’ yakalandığını bu hastalığın ise sadece haylaz çocukların başına geldiğini anlatır. Pinokyo pişmandır. Ormanda bir daha tilki ve kediyi görmüş ancak bu kez onlara inanmamıştır. Cırcır böceğinin evine gitmiş ve tüm nasihatlerini dinlemiştir. Orman perisinin hasta olduğunu duyup tüm parasını ona vermiştir.

Sabah kalktığında ise artık insan olmuştur. Topal numarası yapan tilki topal, kör numarası yapan kedi ise kör olur. Kitap kötülerin cezalandırılması, iyilerin ödüllendirilmesiyle sona erer.

Latte

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: