Türk Dizileri Neden Tutmuyor?

Türk dizileri neden çok çabuk bitiyor? Dizi sektöründeki sirkülasyonun sebebi ne? Aslında birçoğunuz konuya hakim. Biliyorsunuz günümüzün en çok kullanılan eşyalarından biri televizyon. Artık evine televizyon almayanı ayıplar hale geldik ki bir elin 5 parmağını geçmez evinde televizyon olmayanlar. Ee, hal böyle olunca da “prime time” dediğimiz, günün en çok televizyon izlenen saatinde, insanları alıp götürecek, her akşam gelmelerini bekleyecek bir yapım sunma gerekliliği doğdu yapımcılara. Fakat son yıllarda dizi sektörü öylesine bitmiş durumda ki bir dizi bir sene devam etse “Baya iyi gitti bu dizi.” diyecek durumdayız şu anda. Halbuki ne acınası…

Peki neden böyle oluyor? Türk dizileri neden uzun soluklu olmuyor? 

Sürenin Çok Uzun Olması

Birçoğunuzun aklına gelen ilk sebep bu sanırım. Türk dizileri, bildiğiniz gibi akşam 20.00’da başlayıp gece yarısı 00.00’a kadar devam ediyor. Bir kavuşma sahnesinin 5 dakika, bir bakışma sahnesinin 10 dakika olduğunu düşünürsek, bu süre çok da garip gelmiyor aslında. Sürenin uzunluğu insanların sıkılmasına, dizinin de heyecanını kaybetmesine sebep oluyor. Bu şartlar altında, seyirci istediğini bulamıyor ve kanal değiştiriyor.

Senaryolardaki Benzerlik

Yıllardır aynı konu üzerinde durmaktan, hep aynı türde senaryolar yazmaktan bıkmadı senaristler. Bir zengin kadın, bir fakir erkek ya da bunun tam tersi… Yaşanacaklar sınırlı… Eh durum böyle olunca da insanlar sonunu tahmin edebildikleri, hep aynı konuları izlemekten sıkılır hale geliyor. 

Uyarlama Senaryolar

Konu demişken, ortada bir konu da yok aslında. Özgün bir senaryo bulamayan senaristler Türkiye’ye uyarlama senaryolar modasını getiriyor. Ama tabi işler istenildiği gibi gitmiyor. Çünkü yabancı diziler hem Türk dizileri kadar kısa değil hem de RTÜK’ün koymuş olduğu kuralların üstünde. Durum böyle olunca uyarlama, oluyor sana bambaşka bir yapım. Yine de hala uyarlamalar üzerinde çabalayan yapım şirketleri, bakalım ne zaman özgün senaryo modasına geri dönecek.

Senaryoda Tıkanıklık

Ortaya özgün bir senaryo çıkmasına çıkıyor. Hiç yok diyemeyiz tabi. Bazı diziler için de demiyor muyuz? “Vay canına! Adamlar ne senaryo yazmış.” diye? Diyoruz da, izliyoruz da… Ancak 3 bölüm sonra olaylar sarpa sarmaya başlıyor. Senarist olay örgüsünü çekeceği yeri, bağlayacağı konuyu çözemiyor. Belki de bunun sebebi ilk maddede belirttiğimiz uzunluk olabilir. Örneğin; senariste deniyor ki “Bize 3.5 saatlik bir bölüm yaz.” Ee uzatıyor o da sahneleri dakika doldurmak için. 

Tüm bu sebepler de izlenecek senaryoyu izlenilmeyecek hale getiriyor. Ve beklenen son… Reytingler düşüyor.

Reyting Kaygısı

Birçok ulusal kanalda kanal sahiplerinin en çok tongaya düştükleri konu belki de reyting… Bir bölümde, üç bölümde biten dizilerden bahsediyorum. Dizinin günlerce her yer de reklamı dönüyor. Günü geliyor, BOOMM! Bu muydu beklediğimiz, diyoruz. Daha öteye gidemiyor. Misal; Kurt Seyit ve Şura… Maksimum 20 bölüm gidebilen bir dizi… O da yapılan reklamların hatırına… Reytingler iyi mi, değil mi? Reytingler artsın diye şiddet sahneleri, töre cinayetleri, silahlı sahneler, tüm istismarlar seyircinin gözüne sokuluyor. Bunlar reytingi artırıyor mu bilmem ama, kaliteyi azalttığı kesin.

Mekanların Sürekli Aynı Yerler Olması

Dizi-film sektöründe, “mekancı” diye bir meslek var bilir misiniz? Dizinin çekileceği mekanları bulup yönetmenin beğenisine sunan kişi… Ama “Arkadaşım bir değiştir şu mekanları artık!” diyesi gelmiyor mu insanın? Hep bilinen zengin ev, bilinen fakir mahalle… Platolar da dekoruna kadar aynı birçok dizide. Artık özgünü görmek istiyor seyirci. Yeni fikirler, yeni mekanlar…

Uzun Süren Reklam Araları

Reyting ile para kazanamayan televizyoncular çareyi reklamlarda buluyor. RTÜK’ün belirlediği maksimum reklam süresine erişinceye kadar alıyorlar artık reklamları. Ürün yerleştirmenin moda olduğu zamanlar… Konunun içerisinde başrol oyuncusu ürün yerleştirme adı altında bildiğin reklam çekiyor. Nasıl itici gözüktüğünü bir bilse… Ama işte para reklamda, diyor yapımcı. Kalite çok da önemli olmuyor o dakikalarda onun için. Bu da izleyicinin merak duygusunu köreltiyor, sabrını zorluyor. Bu nedenle de reklamlarda kanal değiştiren seyirci sayısı artıyor.

Oyuncular – Oyunculuklar 

Hiçbir tecrübesi olmayan, sadece fiziğinin, güzelliğinin öne çıktığı oyuncular çıkıyor ortaya. Bu da çekilen dizilerin kalitesini düşürüyor. Oyuncudan dolayı izlenen çok fazla dizi var ve çekilmeye de devam ediyor. Bu da, yapımcıların oyuncuları tabiri caizse şımartıp dizi sektöründeki yerlerini magazinsel olaylara kaydırmasına sebep oluyor. Magazin kökenli oyunculuklar popüler kültürün esiri oluyor.

İşte tüm bunlar ulusal platformlarda yayınlanan Türk dizilerinin birinin bitip birinin başlamasına sebep. Umarım bundan sonra dizi sektöründe izleyiciyi aptal yerine koymayan, özgün senaryoların olduğu, kaliteli yapımlar görebiliriz.

Latte

Türk Dizileri Neden Tutmuyor?” üzerine 2 görüş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: